EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM YAZILAR
Şahsa Karşı Suçlar 25.01.2026

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK 109)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 109. maddesinde düzenlenmiş olup, şahsa karşı işlenen suçlar arasında yer almaktadır. Bu suç, bir kimsenin fiziksel hareket özgürlüğünün hukuka aykırı bir şekilde kısıtlanması veya tamamen ortadan kaldırılması eylemini ifade eder. Modern hukuk sistemlerinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması esastır ve bu bağlamda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak kabul edilir.

Hukuki Boyut

TCK 109. madde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu, "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişi" şeklinde tanımlamaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için aşağıdaki unsurların bir arada bulunması gerekmektedir:

  • Fail: Suçu işleyen herhangi bir kişi olabilir. Failin kimliği suçun oluşması açısından belirleyici değildir.
  • Mağdur: Hürriyeti kısıtlanan veya ortadan kaldırılan kişidir. Mağdurun yaşı, cinsiyeti veya diğer kişisel özellikleri suçun oluşmasını etkilemez.
  • Fiil: Bir kimsenin bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün hukuka aykırı olarak kısıtlanması veya ortadan kaldırılmasıdır. Bu fiil, fiziksel bir engelleme (örneğin, bir odaya kilitleme), psikolojik baskı (örneğin, tehdit yoluyla bir yerde kalmaya zorlama) veya hukuki olmayan bir şekilde alıkoyma (örneğin, yetkisiz bir şekilde bir kişiyi gözaltına alma) şeklinde gerçekleşebilir.
  • Hukuka Aykırılık: Fiilin hukuka uygun olmaması gerekmektedir. Örneğin, bir mahkeme kararı veya kanun hükmü gereğince gerçekleştirilen bir alıkoyma işlemi hukuka uygun olacağından, bu suçu oluşturmaz.

TCK 109. madde, suçun temel şeklinin yanı sıra, nitelikli hallerini de düzenlemektedir. Bu nitelikli haller, suçun işleniş biçimi, mağdurun durumu veya failin amacı gibi unsurlara bağlı olarak cezanın artırılmasına neden olabilir. Örneğin, suçun cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenmesi, mağdurun çocuk, yaşlı, hasta veya engelli olması, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi gibi durumlar, cezanın artırılmasını gerektiren hallerdendir.

Ayrıca, TCK 109/2 uyarınca, bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da cezaya hükmolunur. Yani, hürriyeti kısıtlanan kişiye aynı zamanda fiziksel zarar verilmesi durumunda, fail hem hürriyeti kısıtlama suçundan hem de yaralama suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.

Yargıtay Uygulaması

Yargıtay, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile ilgili olarak birçok karar vermiştir. Bu kararlarda, suçun unsurlarının neler olduğu, hangi hallerde suçun nitelikli halinin oluştuğu ve ceza miktarlarının nasıl belirlenmesi gerektiği gibi konularda önemli açıklamalar yapılmıştır. Yargıtay kararlarında özellikle şu hususlar vurgulanmaktadır:

  • Hürriyetin kısıtlanması fiilinin süreklilik arz etmesi gerekmez. Kısa süreli bir alıkoyma da suçu oluşturabilir. Ancak, fiilin ciddiye alınabilir bir hürriyet kısıtlaması yaratması gerekmektedir.
  • Psikolojik baskı yoluyla hürriyetin kısıtlanması da mümkündür. Tehdit, şantaj veya diğer benzeri yöntemlerle bir kişinin bir yerde kalmaya veya gitmeye zorlanması halinde de suç oluşabilir.
  • Suçun işlenmesinde kullanılan araçlar (örneğin, kelepçe, silah vb.) cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.
  • Mağdurun yaşı, sağlık durumu ve diğer kişisel özellikleri, cezanın artırılmasına neden olabilir.

Yargıtay'ın bu konudaki kararları, hukuk uygulayıcıları ve avukatlar için önemli bir rehber niteliğindedir. Bu kararlar, suçun unsurlarının doğru bir şekilde değerlendirilmesine ve adil bir yargılama yapılabilmesine katkı sağlamaktadır.

Süreç Nasıl İşler?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlendiği şüphesi üzerine, mağdur veya herhangi bir kişi tarafından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Suç duyurusu üzerine Savcılık tarafından soruşturma başlatılır. Soruşturma kapsamında, tanıkların ifadeleri alınır, deliller toplanır ve şüpheli hakkında gerekli görülmesi halinde gözaltı kararı verilebilir.

Soruşturma sonucunda, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması halinde, Savcılık tarafından iddianame düzenlenerek dava açılır. Dava, Asliye Ceza Mahkemesinde görülür. Mahkeme, yargılama sürecinde tarafların delillerini değerlendirir, tanıkları dinler ve sonunda bir karar verir. Mahkeme, sanığın suçlu olduğuna kanaat getirirse, TCK 109. maddede öngörülen cezayı uygular. Ceza, hapis cezasıdır ve suçun niteliğine, işleniş biçimine ve failin durumuna göre değişebilir.

Mahkemenin kararına karşı, tarafların temyiz hakkı bulunmaktadır. Temyiz başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) veya Yargıtay tarafından incelenir. Yüksek mahkeme, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulursa onar, hukuka aykırı bulursa bozar. Bozma kararı üzerine, dava yeniden yerel mahkemede görülür.

Bu süreç, genellikle karmaşık ve uzun sürebilir. Bu nedenle, bu tür bir suçun mağduru olan veya bu suçla itham edilen kişilerin, bir avukat yardımı alması önemlidir. Avukat, müvekkilinin haklarını koruyacak, delilleri toplayacak ve yargılama sürecinde müvekkiline rehberlik edecektir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Birini kısa süreliğine bir odaya kilitlemek bu suçu oluşturur mu?

Evet, kısa süreli dahi olsa birini hukuka aykırı olarak bir odaya kilitlemek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir. Önemli olan, fiilin kişinin hareket özgürlüğünü kısıtlamasıdır.

2. Tehdit ederek birini bir yerde kalmaya zorlamak da bu suç kapsamına girer mi?

Evet, tehdit veya diğer psikolojik baskı yöntemleriyle bir kişiyi bir yerde kalmaya zorlamak da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamına girebilir. Bu durumda, failin amacı ve kullandığı yöntem önem taşır.

3. Bu suçun cezası nedir?

TCK 109 uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şeklinin cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak, suçun nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda ceza artırılır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Yasal UyarıBu içerik, yayınlandığı tarihteki mevzuat hükümlerine ve Yargıtay kararlarına dayanılarak, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Her somut olay, kendine özgü detaylar barındırır ve kanunlar zamanla değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz. Detaylı bilgi için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK