İnanç Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme
İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu (TCK m.115)
İnanç, düşünce ve kanaat hürriyeti, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bu hürriyetin engellenmesi, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine yönelik ağır bir saldırı niteliği taşır. Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 115, bu önemli hürriyeti koruma altına alarak, ihlal edenlere karşı cezai yaptırımlar öngörmektedir. Bu makalede, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun hukuki boyutunu, Yargıtay uygulamasını ve sürecin nasıl işlediğini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Hukuki Boyut
TCK madde 115'te düzenlenen suç, bireylerin inanç, düşünce ve kanaatlerini serbestçe ifade etmelerini, benimsemelerini veya değiştirmelerini cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla engellemeyi cezalandırmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için belirli unsurların bir araya gelmesi gerekmektedir:
- Fail: Suçun faili herhangi bir kişi olabilir. Ancak, kamu görevlisi sıfatıyla bu suçu işleyenlerin cezası artırılmaktadır.
- Mağdur: Suçun mağduru, inanç, düşünce ve kanaat hürriyeti engellenen bireydir.
- Fiil: Suçun fiili, cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla inanç, düşünce ve kanaat hürriyetini engellemektir. Cebir, fiziksel güç kullanmayı ifade ederken, tehdit, mağduru korkutmaya yönelik söz veya davranışlardır. Hukuka aykırı başka bir davranış ise, kanunlara aykırı her türlü müdahaleyi kapsar. Örneğin, bir kişinin dini tören yapmasını engellemek, siyasi bir toplantıya katılımını zorla engellemek veya bir düşünceyi ifade etmesini baskı yoluyla önlemek bu suçu oluşturabilir.
- Manevi Unsur: Failin, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetini engellemeye yönelik bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekmektedir. Yani, failin kastı bulunmalıdır.
TCK madde 115'in 1. fıkrasında, cebir veya tehdit kullanılarak bu suçun işlenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. 2. fıkrasında ise, hukuka aykırı başka bir davranışla bu suçun işlenmesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Ayrıca, suçun kamu görevlisi tarafından görevi kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde ceza artırılmaktadır.
Bu suç, şikayete tabi bir suç değildir. Yani, mağdurun şikayeti olmasa dahi, savcılık tarafından resen soruşturma başlatılabilir.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel bir hak olarak değerlendirmektedir. Yargıtay kararlarında, bu suçun oluşabilmesi için, failin eyleminin mağdurun inanç, düşünce veya kanaatlerini serbestçe ifade etmesini veya benimsemesini ciddi şekilde engellemesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Örneğin, Yargıtay bir kararında, bir kişinin siyasi bir partiye üye olmasını engellemek amacıyla yapılan tehditlerin, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetini engelleme suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Başka bir kararında ise, bir kişinin dini inancını yaşamasına yönelik yapılan baskıların, bu suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay, ayrıca, bu suçun unsurlarının somut olaya göre titizlikle incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Failin eyleminin, mağdurun hürriyetini gerçekten engellemeye yönelik olup olmadığı, kullanılan cebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışın ağırlığı gibi faktörler, yargılama sürecinde dikkate alınmaktadır.
Yargıtay'ın bu konudaki içtihatları, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin korunması açısından önemli bir rehber niteliğindedir.
Süreç Nasıl İşler?
İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi durumunda, mağdur veya tanık olan herhangi bir kişi, durumu derhal savcılığa veya kolluk kuvvetlerine bildirebilir. Savcılık, yapılan ihbar veya şikayet üzerine soruşturma başlatır. Soruşturma kapsamında, tanıkların ifadeleri alınır, deliller toplanır ve şüpheli hakkında gerekli görülürse gözaltı kararı verilebilir.
Soruşturma sonucunda, savcılık yeterli delil elde ederse, şüpheli hakkında iddianame düzenler ve mahkemeye sunar. Mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra yargılama süreci başlar. Yargılama sürecinde, tarafların delilleri değerlendirilir, tanıklar dinlenir ve bilirkişi incelemesi yapılabilir.
Yargılama sonunda, mahkeme suçun işlendiğine kanaat getirirse, fail hakkında TCK madde 115'te öngörülen cezaya hükmeder. Hükmedilen ceza, failin daha önce bir suç işlememiş olması, pişmanlık duyması gibi nedenlerle ertelenebilir veya para cezasına çevrilebilir. Ancak, suçun kamu görevlisi tarafından görevi kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde ceza ertelenemez ve para cezasına çevrilemez.
Mahkemenin kararına karşı, tarafların temyiz hakkı bulunmaktadır. Temyiz başvurusu, Yargıtay tarafından incelenir ve mahkemenin kararı onanabilir, bozulabilir veya düzeltilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İnanç hürriyetimi engellemeye çalışan birine karşı ne yapmalıyım?
Böyle bir durumda derhal savcılığa veya kolluk kuvvetlerine başvurarak durumu bildirmelisiniz. Delilleri (varsa tanık ifadeleri, yazışmalar, fotoğraflar, videolar vb.) saklamanız önemlidir. Ayrıca, bir avukattan hukuki yardım almanız da faydalı olacaktır.
2. İnanç hürriyetinin engellenmesi suçunun cezası ne kadar?
TCK madde 115'e göre, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası, hukuka aykırı başka bir davranışla işlenmesi halinde ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Suçun kamu görevlisi tarafından görevi kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde ceza artırılmaktadır.
3. İnanç hürriyetinin engellenmesi suçu şikayete tabi midir?
Hayır, bu suç şikayete tabi değildir. Savcılık, suçun işlendiği bilgisine ulaştığında resen soruşturma başlatabilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.
```