EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Ekonomik Suçlar 28.01.2026

Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu

Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu (TCK m. 236): Doktrin ve İçtihat Işığında Kapsamlı Bir Değerlendirme

Giriş: Suçun Tanımı ve Hukuki Temeli

Türk Ceza Hukuku sistematiği içerisinde, ekonomik düzeni ve kamu idaresinin güvenilirliğini sağlamayı hedefleyen suç tiplerinden biri olan edimin ifasına fesat karıştırma suçu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 236. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç, özellikle kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerçekleştirilen iş veya hizmet alım, satım ya da yapımına ilişkin edimlerin ifası aşamasında ortaya çıkan hileli ve usulsüz davranışları cezalandırmayı amaçlamaktadır. Suçun hukuki konusu, kamu menfaatlerinin korunması ve kamu kaynaklarının doğru ve şeffaf bir şekilde kullanılması prensibidir. Suç tipinin, ihaleye fesat karıştırma suçu (TCK m. 235) ile yakın bağlantısı bulunmakla birlikte, farklı bir fiil aşamasını hedef almasıyla kendine özgü bir yapıya sahiptir.

Suçun Hukuki Niteliği ve Unsurları

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, çok failli suçlardan olup, aynı zamanda serbest hareketli bir suç niteliği taşımaktadır. Suçun oluşabilmesi için TCK m. 236'da sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi ve bu hareketler sonucunda kamu zararının doğması ya da kamunun zarara uğrama tehlikesinin ortaya çıkması gerekmektedir.

Maddi Unsur

Suçun maddi unsuru, TCK m. 236/1'de bentler halinde sayılan ve edimin ifasına yönelik hileli veya usulsüz davranışlardır. Bu davranışlar şunlardır:

  • a) Hileli davranışlarla edimin ifasına fesat karıştırma: İş veya hizmetin sözleşme hükümlerine, şartnameye veya teknik kurallara uygun biçimde yerine getirilmesini engelleyecek nitelikteki aldatıcı hareketlerdir.
  • b) Sözleşme veya şartnamelerde belirtilen koşullara uymayarak edimin ifasına fesat karıştırma: Taraflar arasında yapılan sözleşme veya ekindeki şartnamelerde öngörülen yükümlülüklerin kasten yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi.
  • c) Edimin ifasına yönelik olarak yapılan denetimlerin veya ölçümlerin hileli yollarla engellenmesi: İfa sürecindeki kalite kontrol, miktar tespiti gibi denetimlerin, gerçeği yansıtmayacak şekilde manipüle edilmesidir.
  • d) İş veya hizmetin sözleşmede belirtilen özellikleri taşımadığı veya eksik olduğu halde kabulünün sağlanması: Teslim edilen edimin aslında eksik veya kusurlu olmasına rağmen, hileli yollarla tam ve kusursuz gibi gösterilerek kabulünün sağlanması.

Bu hareketler sonucunda kamu kurum veya kuruluşunun zararına neden olunması veya bu yönde bir tehlikeye yol açılması şarttır. Suçun faili, edimin ifasıyla ilgili olarak yetki veya sorumluluk sahibi olan kamu görevlileri veya özel kişiler olabilir. Öğretide, bu suçun niteliği gereği, hem kamu görevlisi hem de özel şahsın birlikte hareket etmesinin tipik olduğu kabul edilmektedir.

Manevi Unsur

Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun manevi unsuru kasttır. Failin, edimin ifasına fesat karıştırma eylemlerini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekmektedir. Genel kast yeterli olup, failin özel bir saikle hareket etmesi aranmamaktadır. Ancak, eylemin kamu idaresinin zararına yol açacağının veya yol açma tehlikesinin bilincinde olunması şarttır. Doktrinde, suçun hukuki konusu olan kamu zararı veya tehlikesinin fail tarafından öngörülüp istenmesi gerektiği hususunda görüş birliği mevcuttur.

Yargıtay Uygulaması ve İçtihat Gelişmeleri

Yargıtay, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun uygulanması konusunda istikrarlı bir içtihat çizgisi oluşturmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili Daireler, suçun oluşabilmesi için somut bir zarar veya zarar tehlikesinin bulunması gerektiği üzerinde durmaktadır. Ayrıca, eylemin hileli niteliği ve edimin tam ve gereği gibi ifasını engelleme amacı da yargısal kararlarda sıklıkla vurgulanır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için, sözleşme veya şartnamelere aykırı hareketlerin veya hileli davranışların, edimin tam ve layıkıyla yerine getirilmesini engellemesi, kamu kurumunun zararına veya en azından zarara uğrama tehlikesine yol açması gerekmektedir. Sadece şekli aykırılıkların veya denetimdeki eksikliklerin tek başına suçu oluşturmaya yetmeyeceği, bu eksikliklerin hileli bir kastla kamu zararına sebebiyet vermesi halinde suç vasfı kazanacağı kabul edilmektedir.

Yargıtay, bu suç ile ihaleye fesat karıştırma suçu (TCK m. 235) arasındaki ayrımı titizlikle yapmaktadır. İhaleye fesat karıştırma suçu, ihale sürecindeki usulsüzlükleri hedeflerken; edimin ifasına fesat karıştırma suçu, sözleşmenin imzalanmasından sonraki edimin yerine getirilmesi aşamasındaki fiilleri kapsamaktadır. Örneğin, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yakın tarihli kararlarında, bir işin sözleşmeye aykırı olarak eksik veya kalitesiz malzeme ile yapılması durumunda TCK m. 236'nın uygulanacağını, ancak ihalenin bu tür bir edime yol açacak şekilde kurgulanmasının TCK m. 235 kapsamına girebileceğini ifade etmiştir.

Doktrindeki Tartışmalar ve Akademik Değerlendirme

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, doktrinde de geniş yer bulan ve çeşitli tartışmaları barındıran bir suç tipidir. Özellikle suçun unsurları, kamu zararı kavramı ve diğer suçlarla (örneğin dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma) ilişkisi konusunda farklı görüşler ileri sürülmektedir.

  • Kamu Zararı Kavramı: Öğretide, kamu zararının mutlaka mali bir kayıp şeklinde mi olması gerektiği yoksa hizmetin kalitesindeki düşüş gibi gayri maddi zararların da yeterli sayılıp sayılmayacağı tartışılmaktadır. Ağırlıklı kanaat, ekonomik bir karşılığı olan somut zararın aranması yönündedir, ancak bazı yazarlar hizmetin ifasında meydana gelen aksaklık ve kalitesizlik gibi dolaylı zararların da suçun oluşumu için yeterli sayılabileceğini savunmaktadır.
  • Diğer Suçlarla İlişki: Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun, özellik arz eden bir dolandırıcılık veya görevi kötüye kullanma suçu olup olmadığı da tartışılan bir konudur. Doktrindeki baskın görüş, TCK m. 236'nın özel bir suç tipi olduğu ve kendi unsurları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Ancak, eğer edimin ifasına fesat karıştırma eylemleri aynı zamanda dolandırıcılık veya görevi kötüye kullanma suçunun da tüm unsurlarını oluşturuyorsa, fikri içtima veya özel norm-genel norm ilişkisi bağlamında değerlendirme yapılması gerekecektir.

Sonuç

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu alımları ve kamu hizmetlerinin yürütülmesinde şeffaflığı ve dürüstlüğü sağlamak amacıyla ihdas edilmiş önemli bir suç tipidir. Suçun unsurlarının tespiti, özellikle eylemin hileli niteliği, kamu zararı veya zarar tehlikesinin varlığı ve TCK m. 235 ile olan ayrımı, uygulayıcılar için kritik öneme sahiptir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler, bu suçun doğru yorumlanması ve adil bir şekilde uygulanması açısından yol gösterici niteliktedir. Hukuk uygulamasında, her somut olayın kendi özelliklerine göre titizlikle değerlendirilmesi ve yasal düzenlemelerin ruhuna uygun bir yaklaşım sergilenmesi gerekmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu ile ihaleye fesat karıştırma suçu arasındaki temel fark nedir?

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu (TCK m. 236), sözleşmenin imzalanmasından sonra, iş veya hizmetin yerine getirilmesi (ifa) aşamasında yapılan hileli veya usulsüz eylemleri kapsar. Buna karşılık, ihaleye fesat karıştırma suçu (TCK m. 235), ihale sürecinde, yani tekliflerin verilmesi, değerlendirilmesi ve sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen sürede yapılan usulsüzlükleri hedef alır. Temel fark, suçun işlendiği zaman dilimi ve eylemin konusudur; biri edimin yerine getirilmesi, diğeri ihale sürecidir.

Suçun oluşması için kamu zararı şart mıdır?

Evet, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için kamu kurum veya kuruluşunun somut bir zarara uğraması veya en azından bu zararın meydana gelme tehlikesinin ortaya çıkması gerekmektedir. Sadece şekli aykırılıklar veya sözleşme ihlalleri, kamu zararı veya tehlikesi olmaksızın bu suçu oluşturmaya yetmez. Zarar, maddi olabileceği gibi, hizmetin kalitesindeki ciddi düşüş gibi dolaylı ve ölçülebilir bir nitelikte de olabilir.

Hangi durumlarda özel hukuka tabi bir sözleşmede edimin ifasına fesat karıştırma suçu söz konusu olabilir?

Edimin ifasına fesat karıştırma suçu (TCK m. 236), yalnızca kamu kurum veya kuruluşları adına yapılmış iş veya hizmet alım veya satımına ilişkin edimin ifasına yönelik fesat karıştırma fiilleri için uygulanabilir. Bu suç, niteliği gereği, kamusal faaliyet ve kamu kaynaklarının korunmasını amaçlar. Dolayısıyla, iki özel kişi veya özel şirket arasında yapılan ve özel hukuka tabi olan bir sözleşmenin ifası sırasında meydana gelen usulsüzlükler bu suç kapsamında değerlendirilmez. Bu tür durumlarda, eylemin niteliğine göre dolandırıcılık (TCK m. 157), güveni kötüye kullanma (TCK m. 155) veya ilgili özel hukuk hükümleri uyarınca hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK