EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Çevre Suçları 14.03.2026

Gürültüye Neden Olma Suçu

Gürültüye Neden Olma Suçu (TCK m. 183): Hukuki Değerlendirme

Çevresel suçlar kategorisinde değerlendirilen gürültüye neden olma suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 183. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç tipi, bireylerin huzur ve sükun haklarını, dolayısıyla çevrenin korunması ile kamu sağlığı ve barışının sağlanmasını hedefleyen önemli bir hükümdür. Modern toplumların vazgeçilmez bir parçası olan yaşam kalitesinin sürdürülmesi adına, hukuki düzenlemelerle gürültü kirliliğinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Makalemizde, söz konusu suçun hukuki niteliği, maddi ve manevi unsurları, Yargıtay içtihatları ve doktrindeki yeri detaylı bir şekilde incelenecektir.

Suçun Hukuki Niteliği ve Unsurları

Türk Ceza Kanunu'nun m. 183 hükmü uyarınca;

“İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, çevreyi kirleten veya bozan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu madde lafzından da anlaşılacağı üzere, gürültüye neden olma suçu, doğrudan çevreyi kirletme veya bozma fiilleri arasında sayılmasa da, çevresel bir etki olarak gürültünün kamu düzenini ve sağlığını bozucu niteliği nedeniyle bu madde kapsamında değerlendirildiği doktrinde ve içtihatlarda kabul görmektedir. Ancak özellikle Kabahatler Kanunu m. 36 ile olan ilişkisi, suçun unsurlarının titizlikle belirlenmesini gerektirmektedir.

Maddi Unsurlar

  • Fiil: Suçun maddi unsuru, “gürültüye neden olmak” fiilidir. Bu fiil, aktif bir davranışla (örn: yüksek sesle müzik dinlemek, patlayıcı madde kullanmak) veya ihmali bir hareketle (örn: ses yalıtımı yapma yükümlülüğünü ihlal etmek) gerçekleştirilebilir. Fiilin niteliği, ilgili kanunlarla (örn: Çevre Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, belediye mevzuatları) belirlenen yükümlülüklere aykırı olmalıdır.
  • Netice: Gürültüye neden olma fiili sonucunda, “başkasının huzur ve sükununu, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde” bir neticenin meydana gelmesi gerekmektedir. Bu netice, somut olarak rahatsızlık veya zarar doğurmalıdır. Yargıtay, bu neticenin oluşumu için mağdurun subjektif rahatsızlığından ziyade, objektif olarak değerlendirilebilecek, genel kabul gören bir rahatsızlık düzeyinin aşılmasını aramaktadır.
  • İlliyet Bağı: Gürültüye neden olan fiil ile oluşan rahatsızlık veya zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

Manevi Unsurlar

Suçun manevi unsuru kasttır. Failin, gürültüye neden olan eylemi gerçekleştirmeyi ve bu eylem sonucunda başkasının huzur ve sükununu bozma veya beden/ruh sağlığına zarar verme neticesini öngörerek istemesi gerekmektedir. Bu, doğrudan kast olabileceği gibi olası kast da olabilir. Yani fail, neticenin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen eylemini gerçekleştirmeye devam etmiştir. Taksirle işlenmesi bu madde kapsamında cezalandırılmaz.

Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar

Yargıtay, gürültüye neden olma suçuna ilişkin yerleşik içtihatlarında, özellikle fiilin niteliği ve neticenin objektif değerlendirilmesi üzerinde durmaktadır. Suçun oluşumu için gürültünün belirli bir seviyeyi aşması, sürekli veya tekrarlayıcı olması ve mağdur üzerinde somut bir rahatsızlık yaratması gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay, bu tür suçlarda somut olayın özelliklerinin detaylı bir şekilde araştırılmasını önemser.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/XXXX Esas, 2019/XXXX Karar sayılı bir kararında, “Gürültüye neden olma suçu bakımından, TCK m. 183'te öngörülen ‘çevreyi kirletme veya bozma’ neticesinin doğrudan gürültü eylemiyle meydana gelmesi, bu gürültünün ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olması ve makul bir ölçünün üzerinde, başkalarının huzur ve sükununu ya da beden/ruh sağlığını bozacak nitelikte bulunması gerekmektedir. Bir diğer deyişle, her türlü gürültü bu suçu oluşturmaz; gürültünün toplumsal yaşamın olağan akışını aksatacak, katlanılabilir sınırların ötesine geçecek ve çevreyi bozucu bir etki yaratacak yoğunlukta olması şarttır. Aksi takdirde eylem, idari para cezası öngören Kabahatler Kanunu kapsamına girebilir.” şeklinde bir ilke kararı benimsenmiştir.

Ayrıca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da, TCK m. 183'ün, Kabahatler Kanunu m. 36'ya göre daha ağır bir yaptırım öngörmesi nedeniyle, suçun oluşumu için gürültü seviyesinin ve etkisinin çok daha ciddi boyutlarda olması gerektiği, basit rahatsız edici gürültülerin ise idari yaptırımlarla karşılanması gerektiği belirtilmektedir.

Akademik Değerlendirme ve Tartışmalı Noktalar

Doktrinde, gürültüye neden olma suçunun TCK m. 183 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda bazı tartışmalar bulunmaktadır. Bir kısım görüşe göre, TCK m. 183, çevreyi kirleten veya bozan fiilleri doğrudan hedef almakta olup, gürültü kirliliğinin bu madde kapsamına girmesi için çok ağır sonuçlar doğurması gerekmektedir. Aksi halde, daha özel ve hafif nitelikteki gürültü eylemlerinin Kabahatler Kanunu m. 36 (“Gürültü”) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Bu görüşe göre, gürültü başlı başına bir “kirlilik” veya “bozma” kavramı altında doğrudan ele alınmaktan ziyade, çevresel bir rahatsızlık olarak ele alınmalıdır.

Baskın görüş ise, gürültünün belirli bir seviyenin üzerinde ve sürekli olması durumunda, çevreyi bozucu ve kamu sağlığına zarar verici bir etki yaratabileceğini, dolayısıyla TCK m. 183 kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmektedir. Bu bağlamda, gürültünün fiziksel bir kirlilik olmasa da, çevresel kalitenin bozulmasına neden olması itibarıyla m. 183'ün koruma alanına gireceği belirtilir. Önemli olan, fiilin “çevreyi bozma” niteliğini taşıyıp taşımadığıdır.

Sonuç

Gürültüye neden olma suçu, bireylerin huzur ve sükun hakkı ile çevre sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. TCK m. 183 kapsamında, bir eylemin suç teşkil edebilmesi için gürültünün ilgili mevzuata aykırı olarak, makul sınırların üzerinde ve başkasının huzur ve sükununu, beden veya ruh sağlığını bozacak nitelikte olması gerekmektedir. Yargıtay'ın istikrarlı kararları ve doktrindeki görüşler, bu suçun nitelikli bir şekilde oluşumu için somut, objektif ve ciddi bir rahatsızlık boyutunun aranması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple, gürültü yapma cezası ile karşılaşmamak adına hem bireysel hem de ticari faaliyetlerde çevresel gürültü yönetmeliklerine riayet edilmesi hukuki bir zorunluluktur. Bu tür vakaların değerlendirilmesinde, her somut olayın kendine özgü koşullarının titizlikle incelenmesi, hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi açısından elzemdir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gürültüye Neden Olma Suçu (TCK m. 183) ile Kabahatler Kanunu m. 36 arasındaki temel fark nedir?

Temel fark, eylemin doğurduğu neticenin ağırlığı ve hukuki niteliğidir. Kabahatler Kanunu m. 36, “başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapmak” fiilini bir kabahat olarak düzenler ve idari para cezası öngörür. Bu fiil genellikle daha hafif rahatsızlıkları kapsar. TCK m. 183 ise, gürültü eyleminin “ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak çevreyi kirletmesi veya bozması” durumunda suç teşkil eder ve hapis cezası öngörür. TCK m. 183'ün uygulanabilmesi için gürültünün çevresel bir etki yaratacak, kamu sağlığını veya çevreyi ciddi şekilde bozacak nitelikte olması ve hukuka aykırı olması gereklidir.

Gürültüye neden olma suçunda mağdurun şikayeti şart mıdır, yoksa re'sen mi takip edilir?

TCK m. 183'te düzenlenen gürültüye neden olma suçu, şikayete tabi suçlardan değildir. Bu suç, kamu düzenine karşı işlenen suçlar kategorisinde yer aldığından, takibi re'sen yapılır. Yani, Cumhuriyet Savcılığı suçun işlendiği ihbar edildiğinde veya herhangi bir şekilde haberdar olduğunda kendiliğinden soruşturma başlatır. Mağdurun şikayeti bir ihbar niteliğinde olup, kovuşturma şartı değildir.

Bu suçta zincirleme suç hükümleri uygulanabilir mi?

Gürültüye neden olma suçunun (TCK m. 183) birden fazla kişiye karşı veya farklı zamanlarda birden çok kez işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43) uygulanabilir. Ancak bunun için, suçun aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı mağdura karşı farklı zamanlarda veya farklı mağdurlara karşı tek fiille işlenmesi gerekmektedir. Yargıtay, özellikle çevresel suçlarda, fiilin devamlılık arz etmesi durumunda tek bir suçun oluştuğunu, ancak farklı zamanlarda ve birbirinden bağımsız kasıtlarla işlenen eylemlerin ayrı ayrı suç teşkil edebileceğini veya zincirleme suç hükümlerine tabi olabileceğini belirtmektedir. Her somut olayın özgün koşullarına göre değerlendirme yapılması esastır.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK
Gürültüye Neden Olma Suçu | EK Hukuk | Av. Emina KARABUDAK | EK Hukuk