EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Gayrimenkul Hukuku 26.01.2026

Kamulaştırma (İstimlak) Bedeline İtiraz

Kamulaştırma (İstimlak) Bedeline İtiraz: Hukuki Niteliği ve Usulü

Taşınmaz maliki ile kamulaştırmayı yapan idare arasında, kamulaştırma bedeli hususunda uzlaşma sağlanamaması durumunda ortaya çıkan hukuki uyuşmazlık, Türk Hukuku'nda önemli bir yer tutmaktadır. Bu makalede, kamulaştırma bedeline itiraz sürecinin hukuki niteliği, ilgili mevzuat hükümleri, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve doktrindeki akademik görüşler çerçevesinde ele alınması amaçlanmaktadır.

I. Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davasının Hukuki Niteliği

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu (KK) uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası, idarenin uzlaşma görüşmeleri sonucunda bedel üzerinde anlaşma sağlayamaması halinde açtığı bir davadır (KK m. 10). Bu dava, malikin doğrudan bir itiraz davası olmaktan ziyade, idarenin açtığı bir tespit ve tescil davası olup, malik bu dava kapsamında kamulaştırma bedelinin gerçek değerinden düşük olduğunu ileri sürerek fiilen bir itiraz niteliğinde savunma yapmaktadır.

Davanın temel amacı, Anayasa'nın 46. maddesinde güvence altına alınan 'gerçek karşılık' ilkesi doğrultusunda, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin adil bir şekilde belirlenmesidir. Bu süreçte, mahkemece atanacak bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın özellikleri, konumu, emsal taşınmazlar, imar durumu ve diğer ilgili faktörler dikkate alınarak objektif bir değer tespiti yapılmaktadır.

II. Kamulaştırma Bedelinin Tespiti Usulü ve İtirazın Esasları

Kamulaştırma bedelinin tespitinde, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesi son derece belirleyicidir. Bu madde, taşınmazın değerinin belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütleri açıkça ortaya koymaktadır. Bu ölçütler arasında taşınmazın türü (arsa, arazi, yapı), yüzölçümü, niteliği, varsa üzerindeki yapı ve ağaçlar, verimi, topografik yapısı, emsalleri, resmi kurumlardan alınacak rayiç değerler ve en önemlisi taşınmazın bedel tespit tarihindeki objektif değeri bulunmaktadır. Ayrıca, gelir yöntemine, emsal karşılaştırma yöntemine ve maliyet yöntemine dayalı değerleme usulleri, bilirkişi raporlarında detaylıca incelenmektedir.

Malikin kamulaştırma bedeline itirazı, bu bedel tespitinin Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesindeki kriterlere uygun yapılmadığı veya bilirkişi raporunun objektiflikten uzak olduğu iddiasına dayanır. Bu itirazlar genellikle şu hususlarda yoğunlaşır:

  • Bilirkişi raporundaki değerleme yöntemlerinin hatalı uygulanması.
  • Emsal karşılaştırmasında hatalı veya yanıltıcı emsallerin kullanılması.
  • Taşınmazın özelliklerinin (örneğin imar durumu, gelişme potansiyeli) eksik veya yanlış değerlendirilmesi.
  • Bedel tespit tarihinde taşınmazın gerçek piyasa değerinin altında bir bedelin belirlenmesi.

III. Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireler (özellikle 5. Hukuk Dairesi ve daha sonra 14. Hukuk Dairesi), kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında objektif değer tespiti ilkesine büyük önem vermektedir. İçtihatlarda, bilirkişi raporlarının denetlenebilir ve gerekçeli olması gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında mahkemece yapılacak iş, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesindeki esaslara uygun olarak, taşınmazın kamulaştırma tarihindeki objektif değerini tespit etmek amacıyla, konusunda uzman bilirkişiler eliyle keşif ve inceleme yaptırmak, bilirkişi raporlarını denetlemek, varsa çelişkileri gidermek ve tüm delilleri değerlendirerek hak ve nesafete uygun bir bedel belirlemektir. Gerçek karşılığın tespiti için emsal karşılaştırması ve diğer değerleme yöntemlerinin eksiksiz uygulanması zorunludur.

Yargıtay, bilirkişi raporunda yer alan hesaplamaların ve varsayımların somut verilere dayanması gerektiğini, soyut ve varsayıma dayalı değerlendirmelerle bedel tespit edilemeyeceğini açıkça belirtmektedir. Ayrıca, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkilerin giderilmesi, ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulması yönünde karar verilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır (HMK m. 281).

IV. Akademik Değerlendirme ve Doktrindeki Görüşler

Doktrinde, kamulaştırma bedelinin 'gerçek karşılığı' kavramı üzerinde çeşitli tartışmalar mevcuttur. Bazı yazarlar, gerçek karşılığın mutlak piyasa değeri anlamına geldiğini savunurken, bir kısım akademisyenler ise kamusal yarar ve mülkiyet hakkı dengesi gözetilerek, objektif değer tespitinin, mutlak piyasa değerinin bir tavan oluşturduğu ve bu tavan içerisinde yasal kriterlere göre bir bedel belirlenmesi gerektiğini ifade etmektedirler. Ancak, Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda, bedelin tespitinde 'gerçek karşılık' ilkesinin temel alındığı ve bu bedelin taşınmazın bedel tespit tarihindeki objektif piyasa değerine olabildiğince yaklaşması gerektiği kabul edilmektedir.

Prof. Dr. Ejder Yılmaz gibi yazarlar, kamulaştırma bedelinin tespitinde objektif değerlemenin önemini vurgularken, Yargıtay'ın sıkı denetimini de teorik olarak desteklemektedirler. Öğretide, bilirkişi raporlarının tarafsızlığı, bilimselliği ve denetlenebilirliği üzerinde özellikle durulur ve mahkemelerin bu raporları körü körüne kabul etmemesi gerektiği, aktif bir denetim mekanizması işletmesi gerektiği belirtilir.

V. Sonuç

Kamulaştırma bedeline itiraz, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının adil bir şekilde korunması açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu süreç, sadece teknik bir bedel tespiti olmaktan öte, Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında hassas bir denge kurma çabasıdır. Mahkemeler, Kamulaştırma Kanunu'nun emredici hükümleri ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, objektif, şeffaf ve denetlenebilir bilirkişi raporlarına dayanarak, taşınmazın 'gerçek karşılığını' tespit etmekle yükümlüdürler. Maliklerin, bu hukuki süreçte haklarını etkin bir şekilde savunabilmeleri için alanında uzman bir avukatın desteğini almaları, davanın doğru bir strateji ile yürütülmesi açısından elzemdir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kamulaştırma bedeline itiraz davası ne kadar sürer ve bu süreçte taşınmazın kullanımı nasıl etkilenir?

Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası, genellikle bilirkişi incelemesi, keşif ve duruşmalar nedeniyle ortalama 1-2 yıl sürebilmektedir. Ancak, mahkemenin iş yükü ve davanın karmaşıklığına göre bu süre değişebilir. Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, mahkemece tespit edilen bedelin bankaya yatırılması ve tescil kararı verilmesi ile taşınmazın mülkiyeti idareye geçer. Bu andan itibaren idare taşınmaz üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olur ve malikin kullanım hakkı sona erer. Tespit edilen bedele karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması, tescil kararının ve dolayısıyla idarenin tasarruf yetkisinin icrasını durdurmaz.

2. Kamulaştırma bedeline itiraz ederken hangi deliller sunulmalıdır?

Kamulaştırma bedeline itiraz sürecinde sunulacak deliller, taşınmazın gerçek değerini ortaya koymaya yönelik olmalıdır. Bu deliller arasında emsal taşınmazların satış sözleşmeleri, bölgedeki güncel rayiç bedel araştırmaları, taşınmazın imar durumu ve gelecekteki potansiyelini gösteren belgeler, varsa taşınmaz üzerindeki yapıların maliyet hesaplamaları, tarım arazileri için verim raporları, resmi kurumlardan alınmış değer tespit yazıları ve bağımsız değerleme kuruluşlarından alınan ekspertiz raporları yer alabilir. Bu deliller, bilirkişi raporunun hatalarını ortaya koymak veya kendi değerleme argümanınızı desteklemek için kullanılır.

3. Mahkemece belirlenen kamulaştırma bedeli yeterli bulunmazsa hangi hukuki yollara başvurulabilir?

Mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelinin yeterli bulunmaması halinde, karar tebliğinden itibaren yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hem maddi vakıa hem de hukuki yönden inceler. İstinaf Mahkemesi'nin kararına karşı da, belirli durumlarda (dava değeri ve temyiz edilebilirlik sınırları dahilinde) temyiz kanun yoluna başvurularak Yargıtay'dan denetim talep edilebilir. Kanun yollarına başvuru, özellikle bilirkişi raporundaki açık hatalar, kanun maddelerinin yanlış yorumlanması veya usul kurallarına aykırılık hallerinde başarılı olma potansiyeli taşır.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK
Kamulaştırma (İstimlak) Bedeline İtiraz | EK Hukuk | Av. Emina KARABUDAK | EK Hukuk