EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Şahsa Karşı Suçlar 01.02.2026

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Cezası Ne Kadardır?

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Cezası Ne Kadardır? Hukuki Değerlendirme

Hukuk sistemimizde, bir suçun tamamlanmamış ancak icra hareketlerine başlanmış hali teşebbüs olarak adlandırılmaktadır. Özellikle şahsa karşı işlenen ve en ağır suçlardan biri olan kasten öldürme suçu bağlamında teşebbüs hali, uygulamanın ve doktrinin sıkça tartıştığı, önemli hukuki sonuçları olan bir konudur. Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 35, suçun teşebbüs aşamasında kalmasını özel olarak düzenlemekte ve bu durumun cezanın miktarını nasıl etkileyeceğini belirtmektedir. Bu makalede, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun hukuki niteliği, unsurları ve cezasının ne kadar olduğu, ilgili kanun hükümleri, doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde detaylı bir şekilde incelenecektir.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunun Hukuki Niteliği ve Unsurları

Kasten öldürmeye teşebbüs, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun m. 35 ve m. 81 hükümleri kapsamında değerlendirilir. TCK m. 35'e göre, “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten sorumlu tutulur.” Bu tanım çerçevesinde, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun oluşabilmesi için üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekmektedir:

  • Kast: Failin öldürme kastıyla hareket etmesi gerekmektedir. Bu, manevi unsurun en önemli göstergesidir. TCK m. 21 uyarınca, kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Teşebbüs halinde, netice (yani ölüm) gerçekleşmese dahi, failin iradesinin bu neticeye yöneldiği sabit olmalıdır.
  • İcra Hareketlerine Başlama: Failin, doğrudan doğruya suçu işlemeye elverişli hareketlere başlamış olması şarttır. Bu aşama, hazırlık hareketlerinden ayrılır ve artık suçun işlenmesine yönelik somut adımların atıldığı anlamına gelir. Örneğin, öldürme kastıyla ateş etme, bıçaklama gibi eylemler icra hareketleridir.
  • Elinde Olmayan Nedenlerle Tamamlanamama: Suçun tamamlanamamasının failin kendi iradesi dışında, harici bir nedenden kaynaklanması gerekmektedir. Mağdurun kaçması, üçüncü bir kişinin müdahalesi, silahın tutukluk yapması gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Kasten öldürme suçu (TCK m. 81) müebbet hapis cezasını gerektiren bir suçtur. Nitelikli hallerinde (TCK m. 82) ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür. Teşebbüs halinde verilecek ceza, bu temel cezalardan indirim yapılarak belirlenir.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Cezası Ne Kadardır?

TCK m. 35/2 hükmü, teşebbüs halindeki suçlara uygulanacak cezaları düzenlemektedir. Buna göre, “Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

Bu hüküm uyarınca, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun cezası aşağıdaki gibi olacaktır:

  • TCK m. 81 (Basit Kasten Öldürme) için Teşebbüs Halinde: Suçun cezası müebbet hapis olduğundan, teşebbüs halinde fail dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • TCK m. 82 (Nitelikli Kasten Öldürme) için Teşebbüs Halinde: Suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis olduğundan, teşebbüs halinde fail on üç yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Hakim, bu aralıklar içinde, suçun icra hareketlerinin tamamlanmaya ne kadar yaklaştığı, oluşan zarar veya tehlikenin ağırlığı gibi faktörleri dikkate alarak takdir yetkisini kullanacaktır.

Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar

Yargıtay, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun en kritik sorunlarından biri olan, failin öldürme kastının tespiti noktasında titiz bir inceleme yapmaktadır. Özellikle mağdurun yaralanmasıyla sonuçlanan eylemlerde, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı olduğunun belirlenmesi büyük önem taşır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda, sanığın fiiline, kullandığı araca, hedef alınan bölgeye (hayatî bölge), darbe veya atış sayısına, darbenin şiddetine, mağdurun aldığı yaranın niteliğine, sanığın eylemi gerçekleştirdiği zamana, olay öncesi ve sonrasındaki davranışlarına, olayın sebebi ve gelişme biçimine, varsa aradaki husumetin niteliğine ve tüm dosya kapsamına göre, öldürme kastının varlığı tespit edilmelidir. Öldürme kastının yokluğu halinde eylem, kasten yaralama suçu olarak nitelendirilmelidir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu kararlarında, bu ayrıma ilişkin birçok emsal değerlendirme bulunmaktadır. Örneğin, tek bıçak darbesinin hayati bölgeye isabet etmesi ve derinliğinin fazla olması durumunda dahi, mağdurun kurtulması durumunda öldürmeye teşebbüsün kabul edilebileceği; ancak birden fazla darbenin yüzeysel olması veya hayati olmayan bölgelere isabet etmesi durumunda ise yaralama kastının varlığının daha ağır basabileceği belirtilmektedir. Her somut olay kendi özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Akademik Değerlendirme ve Doktrin Görüşleri

Doktrindeki baskın görüşe göre, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun en belirleyici ve tartışmalı unsuru, failin öldürme kastının mevcudiyetidir. Suçun tamamlanmaması halinde, bu kastın tespiti büyük zorluklar içerebilir. Öğretide, bu kastın belirlenmesinde Yargıtay'ın kullandığı objektif kriterlerin yanı sıra, failin psikolojik durumu ve iradesi üzerinde de durulmaktadır. Profesör Dr. İzzet Özgenç gibi akademisyenler, kastın varlığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, aksi takdirde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği daha hafif olan kasten yaralama suçunun gündeme gelebileceğini belirtmektedir.

Ayrıca, elverişlilik kavramı da doktrinde tartışılan bir diğer konudur. Suçun işlenmesine yönelik hareketlerin, objektif olarak neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Eğer kullanılan yöntem veya aracın neticeyi doğurması mümkün değilse (örn: bozuk silahla ateş etme), bu durum hukuki anlamda teşebbüsün varlığını şüpheli hale getirebilir; ancak Yargıtay, çoğu zaman, failin sübjektif olarak elverişliliğe inanmasını yeterli görebilmektedir.

Gönüllü vazgeçme (TCK m. 36) ise, kasten öldürmeye teşebbüs suçunda önemli bir indirim veya cezasızlık nedeni olarak öne çıkmaktadır. Failin kendi iradesiyle icra hareketlerini terk etmesi veya suçun tamamlanmasını engellemesi durumunda, teşebbüs nedeniyle cezalandırılmaz. Ancak bu durumda, o ana kadar işlenen eylemler ayrı bir suç teşkil ediyorsa, fail o suçtan cezalandırılır (örn: kasten yaralama).

Sonuç

Kasten öldürmeye teşebbüs suçu, Türk Ceza Hukuku'nda karmaşık ve derinlemesine inceleme gerektiren bir alandır. Cezanın ne kadar olacağı, failin öldürme kastının kesin olarak tespitine, icra hareketlerinin hangi aşamada kaldığına ve suçun nitelikli halinin olup olmadığına bağlıdır. Yargıtay'ın ortaya koyduğu kriterler ve doktrindeki görüşler, bu tür olaylarda adil bir sonuca ulaşılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Hukuki süreçte, olayın tüm detaylarının titizlikle incelenmesi, delillerin doğru değerlendirilmesi ve alanında uzman bir avukatın hukuki yardımının alınması büyük önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kasten öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama arasındaki temel fark nedir?

Temel fark, failin manevi unsurunda yatmaktadır; yani kast. Kasten öldürmeye teşebbüste failin niyeti mağduru öldürmeye yöneliktir, ancak netice gerçekleşmemiştir. Kasten yaralamada ise failin niyeti sadece mağduru yaralamak olup, öldürme kastı bulunmamaktadır. Yargıtay, bu ayrımı yaparken eylemin niteliği, kullanılan araç, darbe sayısı ve hedef alınan vücut bölgesi gibi objektif kriterleri değerlendirir.

2. Gönüllü vazgeçme halinde kasten öldürmeye teşebbüs cezasından indirim uygulanır mı?

Hayır, gönüllü vazgeçme (TCK m. 36) halinde fail, teşebbüs nedeniyle cezalandırılmaz. Eğer fail, kendi iradesiyle suçun icra hareketlerini terk eder veya suçun tamamlanmasını önlerse, teşebbüsten ceza almaz. Ancak, o ana kadar işlediği eylemler (örneğin kasten yaralama) ayrı bir suç oluşturuyorsa, fail sadece bu suçtan sorumlu tutulur.

3. Teşebbüs halinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir mi?

Türk Ceza Kanunu'nda zincirleme suç (TCK m. 43) hükümleri, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı zamanlarda birden fazla kişiye karşı tek bir fiille veya aynı kişiye karşı birden fazla fiille aynı suçun işlenmesi halinde uygulanır. Teşebbüs halinde işlenen bir suçta da, eğer temel şartlar mevcutsa zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Örneğin, aynı öldürme kastıyla farklı zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla teşebbüs eylemi söz konusu olabilir. Ancak her somut olayda, zincirleme suçun şartlarının detaylı olarak incelenmesi gerekir.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK
Kasten Öldürmeye Teşebbüs Cezası Ne Kadardır? | EK Hukuk | Av. Emina KARABUDAK | EK Hukuk