EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Aile Hukuku 13.03.2026

Mal Paylaşımı Davası ve Katkı Payı Alacağı

Evlilik birliğinin sona ermesi, eşler arasında yalnızca kişisel ilişkilerin değil, aynı zamanda malvarlığına ilişkin hukuki sonuçların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Türk hukuk sisteminde, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ile benimsenen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK m. 202 vd.) çerçevesinde, evlilik birliği içinde edinilen malların tasfiyesi ve eşler arasında adil bir paylaşım yapılması esası benimsenmiştir. Bu bağlamda, mal paylaşımı davası, eşlerin evlilik süresince edindikleri malvarlığı değerlerinin hukuka uygun olarak tasfiyesini ve katkı payı, değer artış payı gibi alacakların belirlenmesini amaçlayan kritik bir hukuki süreçtir.

Mal Paylaşımı Davasının Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Mal paylaşımı davası, evlilik birliğinin boşanma, evliliğin iptali veya eşlerden birinin ölümü gibi nedenlerle sona ermesi halinde, eşler arasında geçerli olan mal rejiminin tasfiyesini konu alan bir davadır. TMK'nın 202. maddesi uyarınca, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Bu tarih öncesinde ise, kural olarak mal ayrılığı rejimi geçerliydi. Eşler, evlenme sözleşmesiyle veya evlilik birliği süresince yapacakları mal rejimi sözleşmeleriyle kanunda öngörülen diğer mal rejimlerinden birini de seçebilirler (TMK m. 202/1).

Mal Rejimleri ve Tasfiye Süreci

Türk Medeni Kanunu dört temel mal rejimi öngörmektedir:

  • Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi (TMK m. 218-241): Yasal mal rejimidir. Her eşin kişisel malları ile edinilmiş mallarını kapsar. Tasfiyede, eşlerin edinilmiş malları üzerinde karşılıklı alacak hakları bulunur.
  • Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m. 242-243): Eşlerin malları tamamen ayrıdır. Her eş kendi malının sahibi ve yöneticisidir.
  • Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m. 244-257): Mal ayrılığının özel bir türü olup, bazı malların ortak kullanımda olduğu varsayılır.
  • Mal Ortaklığı Rejimi (TMK m. 258-281): Malların tamamının veya bir kısmının ortak mülkiyete tabi olduğu rejimdir.

Mal paylaşımı davası, özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde önem kazanmaktadır. Bu rejimin tasfiyesi, aktif ve pasif değerlerin belirlenmesi, eklenecek değerler ve denkleştirme işlemlerinin yapılması ile gerçekleştirilir.

Katkı Payı Alacağı ve Değer Artış Payı Kavramları

Türk Medeni Kanunu'nda 2002 öncesi dönemin mal ayrılığı rejimi için kullanılan katkı payı alacağı kavramı ile, 2002 sonrası dönemin edinilmiş mallara katılma rejimi için kullanılan değer artış payı alacağı kavramları birbirinden farklıdır ve çoğu zaman karıştırılmaktadır. Her iki kavram da bir eşin diğer eşin malvarlığına yaptığı karşılıksız katkıları ifade etse de, hukuki temelleri ve hesaplama yöntemleri farklılık arz eder.

Katkı Payı Alacağı

Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 tarihinden önce uygulanan 743 Sayılı Medeni Kanun döneminde geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, eşlerden birinin diğer eş adına kayıtlı bir malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına kendi emeği ya da malvarlığından yaptığı karşılıksız katkıdan doğan alacağı ifade eder. Bu alacak, katkı yapılan malın güncel değerine oranlanarak talep edilebilir. Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında, katkı payı alacağının talep edilebilmesi için katkıda bulunan eşin kişisel emeği ya da malvarlığından bir fedakârlıkta bulunması ve bu fedakârlığın diğer eşin malvarlığında bir artışa neden olması gerekliliği vurgulanmıştır.

Değer Artış Payı Alacağı

Değer artış payı alacağı, 4721 Sayılı TMK'nın 227. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, eşlerden biri diğerine ait bir mala kişisel malından veya edinilmiş malından değer artışı sağlayan bir katkıda bulunmuşsa, tasfiye anında bu katkının karşılığını değer artış payı olarak isteyebilir. Bu alacak, malın tasfiye anındaki sürüm değeri üzerinden hesaplanır. Katkının yapıldığı tarih ile tasfiye tarihi arasındaki değer artışı oranı dikkate alınır. Öğretide, değer artış payının, katkı yapılan malın edinildiği sıradaki değeri ile tasfiye sırasındaki değeri arasındaki artıştan, katkı oranına düşen miktarı ifade ettiği genel kabul görmektedir.

Yargıtay İçtihatları ve Uygulaması

Yargıtay, mal paylaşımı davalarında ve katkı/değer artış payı alacaklarının tespitinde yol gösterici içtihatlara imza atmıştır. Özellikle Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin (şimdiki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilgili daireleri) kararları, hesaplama yöntemleri, ispat yükü ve zamanaşımı gibi konularda önemli prensipler geliştirmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, mal rejiminin tasfiyesinde öncelikle eşlerin kişisel ve edinilmiş mallarının belirlenmesi, ardından tasfiye edilecek malların değer tespiti ve en nihayetinde alacak ve borçların mahsubu ile denkleştirme işlemlerinin yapılması gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/23240 E., 2015/5129 K. sayılı kararında belirtildiği üzere: "Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, eşlerin edinilmiş malları ile kişisel malları ayrı ayrı belirlenir. Tasfiyeye konu malların değeri, tasfiye anındaki sürüm değeri esas alınarak tespit edilir. Katkı payı ve değer artış payı alacakları da bu değer üzerinden oransal olarak hesaplanır. Özellikle, değer artış payının hesaplanmasında, katkının yapıldığı andaki değer ile tasfiye anındaki değer arasındaki oran, malın tüm değerine uygulanmak suretiyle alacak miktarı belirlenir."

Yargıtay, ayrıca, evlilik birliği içinde edinilen malların tespiti ve ispatı konusunda eşlerin ortak katkısının karine olduğunu ve aksini iddia eden tarafın bunu ispatla yükümlü olduğunu kabul etmektedir. Banka kayıtları, tapu kayıtları, araç ruhsatları ve tanık beyanları gibi deliller, malvarlığının tespiti ve katkıların ispatı açısından önem taşımaktadır.

Doktrindeki Yaklaşımlar ve Tartışmalı Hususlar

Mal paylaşımı davaları ve özellikle katkı/değer artış payı alacaklarının tespiti, doktrinde de geniş yer bulan konular arasında yer almaktadır. Öğretide, tasfiye anındaki değerin tespiti, enflasyonist ortamda değerlemelerin adil yapılması, eşlerin karşılıklı alacaklarının hesaplanmasında denkleştirme ilkesinin uygulanma şekli gibi hususlar tartışılmaktadır. Özellikle, 2002 öncesi mal ayrılığı rejiminde oluşan katkı payı alacakları ile 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejiminde oluşan değer artış payı alacaklarının aynı davada birleştirilip birleştirilemeyeceği ve zamanaşımı süreleri konularında farklı görüşler bulunmaktadır. Baskın görüş, her iki alacak türünün farklı hukuki temellere dayanması nedeniyle ayrı ayrı ele alınması gerektiğini belirtmekle birlikte, aynı dava dilekçesi içerisinde terditli veya kümülatif olarak talep edilmesinin mümkün olduğunu da ifade etmektedir.

Sonuç

Mal paylaşımı davası ve bu süreçte ortaya çıkan katkı payı alacağı ile değer artış payı alacağı talepleri, evlilik birliğinin sona ermesiyle eşler arasında adil bir malvarlığı tasfiyesini sağlamayı amaçlayan karmaşık hukuki süreçlerdir. Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri, Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları ve doktrindeki akademik tartışmalar, bu davaların hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşullarına göre değerlendirilmesi, doğru hukuki nitelendirmenin yapılması ve hakkaniyete uygun bir çözümün bulunması, nitelikli hukuki danışmanlık ve temsilin önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, mal paylaşımı davalarında alanında uzman bir avukat desteği almak, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Edinilmiş mallara katılma rejiminde (2002 sonrası) katkı payı alacağı talep edilebilir mi?

Hayır, 2002 sonrası yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerden birinin diğer eşin malına kişisel malından veya edinilmiş malından yaptığı katkılar için değer artış payı alacağı (TMK m. 227) talep edilir. Katkı payı alacağı kavramı ise, esasen 2002 öncesi uygulanan mal ayrılığı rejimine özgüdür ve farklı bir hukuki temele dayanır. Ancak, uygulamada bazen kavram kargaşası yaşanabilmektedir; doğru hukuki terimin değer artış payı olduğunun altı çizilmelidir.

2. Mal paylaşımı davasında malların değeri hangi zamana göre belirlenir?

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, mal rejiminin tasfiyesi sırasında malların değeri, davanın açıldığı tarihteki değil, tasfiye anındaki sürüm değeri (piyasa değeri) esas alınarak belirlenir. Bu, malın değerinin, karar tarihine en yakın veya infaz aşamasına en yakın tarihteki güncel değerine göre hesaplanması gerektiği anlamına gelir. Bu ilke, hakkaniyet ve enflasyonist ortamda hak kayıplarının önlenmesi amacıyla benimsenmiştir.

3. Evlilik birliği içerisinde eşler arasında yapılan bağışlamalar mal paylaşımında nasıl değerlendirilir?

Evlilik birliği içerisinde eşler arasında yapılan bağışlamalar (karşılıksız kazandırmalar), mal paylaşımı davasında TMK m. 229 uyarınca edinilmiş mallara eklenecek değerler kapsamında değerlendirilir. Bir eşin diğer eşe bağışladığı değerler, edinilmiş mallara eklenerek katılma alacağı hesaplamasında dikkate alınır. Bu işlem, mal rejiminin tasfiyesinde adil bir dengeleme sağlamayı amaçlayan denkleştirme ilkesinin bir yansımasıdır.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK