EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Yabancılar Hukuku 14.03.2026

Yabancıların Türkiye'de Mülk Edinmesi

Türkiye Cumhuriyeti, küresel ekonomiye entegrasyonu ve uluslararası yatırımcılar için cazibe merkezi olma hedefi doğrultusunda, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz mal edinimi hususunda önemli düzenlemeler barındırmaktadır. Bu makalede, yabancıların Türkiye'de mülk edinme süreçleri, ilgili mevzuat hükümleri, Yargıtay içtihatları ve doktrindeki güncel yaklaşımlar çerçevesinde kapsamlı bir şekilde incelenecektir.

Giriş: Yabancıların Taşınmaz Edinimi ve Hukuki Temelleri

Yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de taşınmaz edinimi, öncelikli olarak 2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi ve bu maddeye ilişkin ikincil mevzuat hükümleriyle düzenlenmektedir. Söz konusu düzenlemeler, uluslararası hukuk normları ve Türkiye'nin egemenlik hakları dengesinde tesis edilmiştir. Türkiye'de mülk edinebilecek yabancıların uyrukları, Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen ülkelerin vatandaşları ile sınırlıdır. Bu yetki, 6302 sayılı Kanun ile 2644 sayılı Tapu Kanunu’nda yapılan değişiklikle İçişleri Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bırakılmıştır. Daha önce mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi temel alınırken, günümüzde bu ilke belirli istisnalar dışında büyük ölçüde terk edilmiştir; ancak devletlerarası ilişkilerde potansiyel bir etki alanı olarak varlığını korumaktadır.

Yabancı Gerçek Kişilerin Taşınmaz Ediniminin Şartları ve Sınırlamaları

a. Uyrukluk Şartı

Türkiye'de taşınmaz edinebilecek yabancı gerçek kişiler, Türkiye Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkileri bulunan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın belirlediği ülkelerin vatandaşları olmak zorundadır. Bu durum, edinim hakkının ulusal menfaatler ve dış politika öncelikleri doğrultusunda kontrol edilmesini sağlamaktadır.

b. Alan Sınırlamaları

  • Kişisel Alan Sınırlaması: Bir yabancı gerçek kişi, ülke genelinde en fazla 30 hektar (300.000 metrekare) taşınmaz edinebilir. 2644 Sayılı Tapu Kanunu m. 35/1 uyarınca, bu sınır, taşınmaz üzerindeki tüm hakları (intifa hakkı, oturma hakkı vb. dahil) kapsar.
  • Bölgesel Alan Sınırlaması: Yabancıların edindikleri taşınmazların toplam yüzölçümü, bir ilçenin yüzölçümünün yüzde onunu (%10) geçemez. Bu kısıtlama, yabancı mülkiyetinin belirli bölgelerde yoğunlaşmasını önlemeyi amaçlar ve bölgesel demografik yapının korunmasına hizmet eder.

c. Askeri ve Özel Güvenlik Bölgeleri Yasağı

2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında yer alan bölgelerde yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinimi yasaktır. Bu bölgeler, milli güvenlik açısından stratejik öneme sahip alanları kapsar ve bu tür bölgelerde mülkiyetin yabancılara geçişi engellenerek ulusal güvenlik teminat altına alınır.

d. Plansız Alanlarda Proje Geliştirme Yükümlülüğü

Yabancıların tarım arazisi niteliğindeki veya imar planı bulunmayan arsa ve arazilerde taşınmaz edinimi durumunda, edinim tarihinden itibaren iki yıl içinde taşınmazın niteliğine uygun bir proje geliştirip ilgili bakanlığın onayına sunulması ve bu projeyi süresi içerisinde gerçekleştirmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu yükümlülüğe uyulmaması halinde, taşınmazın tasfiyesi yoluna gidilebilir.

Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar

Yabancıların taşınmaz edinimi hususunda Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, mevzuattaki sınırlamaların titizlikle uygulanması gerektiği yönündedir. Özellikle 30 hektarlık kişisel sınırın ve ilçenin %10'u oranındaki bölgesel sınırın aşılması durumunda yapılan işlemlerin hukuken geçersizliği ve tapu kayıtlarının düzeltilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay, bu sınırlamaların kamu düzenine ilişkin olduğunu ve resen gözetilmesi gerektiğini kararlarında belirtmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, 2644 Sayılı Tapu Kanunu m. 35'te öngörülen yabancıların taşınmaz edinimine ilişkin sınırlamalar, kamu düzenine ve milli menfaatlere ilişkin olup, bu sınırlamalara aykırı olarak gerçekleştirilen tescil işlemlerinin hukuki sonuç doğurmayacağı ve tapu kaydının yolsuz tescil niteliği taşıyacağı kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda, tapu kayıtlarının hukuka uygun hale getirilmesi için ilgili idari ve yargısal yolların açık olduğu belirtilmektedir.

Ayrıca, yabancı şirketlerin taşınmaz edinimi, 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekte olup, bu şirketlerin Türkiye'de kurulu Türk Hukukuna tabi olmaları kaydıyla, Türk şirketleri gibi taşınmaz edinim hakları bulunmaktadır. Ancak, şirket ortaklık yapısı ve faaliyet alanı itibarıyla yabancı menşeili olması durumunda, belirli izin ve bildirim yükümlülükleri söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, son dönem kararlarında, yabancı sermayeli şirketlerin dolaylı yollarla kişisel sınırlamaları aşma girişimlerini muvazaa yönünden incelemekte ve gerçek amaca aykırı işlemleri geçersiz saymaktadır.

Akademik Değerlendirme ve Doktrindeki Görüşler

Öğretide, yabancıların taşınmaz edinimi konusunda çeşitli tartışmalar mevcuttur. Doktrindeki baskın görüş, 2644 Sayılı Tapu Kanunu m. 35 hükmünün, Türk Medeni Kanunu'ndaki mülkiyet hakkının genel ilkeleriyle uyumlu ancak kamu yararı ve ulusal güvenlik gerekçesiyle özel sınırlamalar getiren bir düzenleme olduğu yönündedir. Reciprocity ilkesinin terk edilmesi, yabancı yatırımın teşviki açısından olumlu karşılanmakla birlikte, bölgesel ve kişisel sınırlamaların etkinliği konusunda tartışmalar sürmektedir.

Bazı akademisyenler, 30 hektarlık üst sınırın günümüz ekonomik koşulları ve büyük ölçekli yatırım projeleri düşünüldüğünde yetersiz kalabildiğini ve bu durumun yabancı yatırımcılar için caydırıcı olabileceğini savunmaktadır. Diğer bir görüş ise, bu sınırlamaların ulusal kaynakların korunması, spekülatif yatırımların önlenmesi ve yerel halkın sosyo-ekonomik dengesinin muhafaza edilmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle tarım arazisi niteliğindeki taşınmazların yabancılar tarafından edinilmesindeki sıkı kontrol, gıda güvenliği ve stratejik tarım politikaları açısından doktrinde geniş kabul görmektedir.

Sonuç

Yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinimi, çok katmanlı ve karmaşık bir hukuki süreç olup, hem ulusal mevzuatın sıkı kurallarına hem de uluslararası yatırım ve mülkiyet hukuku prensiplerine tabidir. Edinim süreçlerinde 2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi ve ilgili diğer kanunların (2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu vb.) titizlikle uygulanması gerekmektedir. Yargıtay içtihatları, bu sınırlamaların kamu düzeni açısından mutlak nitelikte olduğunu defaatle vurgulamaktadır. Potansiyel yabancı yatırımcıların, bu karmaşık süreçte hukuki riskleri minimize etmek ve mevzuata tam uyum sağlamak adına konusunda uzman hukuki danışmanlık hizmeti alması elzemdir. Bu sayede, Türkiye'nin yabancı yatırımlar için sunduğu fırsatlardan en verimli şekilde faydalanılması mümkün olabilecektir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Yabancı gerçek kişilerin edinebileceği 30 hektarlık sınır aşıldığında ne gibi hukuki sonuçlar doğar?

2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, bir yabancı gerçek kişinin ülke genelinde edinebileceği toplam taşınmaz miktarı 30 hektarı geçemez. Bu sınıra aykırı olarak yapılan edinimlerin tespit edilmesi halinde, fazla olan kısım için ilgili idarece taşınmaz malikine tasfiye süresi tanınır. Verilen süre içerisinde taşınmazın elden çıkarılmaması durumunda, taşınmaz Hazine adına tescil edilir ve bedeli ilgili yabancıya ödenir. Bu durum, kamu düzenine aykırı tescilin hukuki sonuç doğurmayacağı ilkesinin bir tezahürüdür.

2. Yabancı sermayeli şirketler Türkiye'de taşınmaz edinebilir mi ve bu süreçte hangi kanunlar etkilidir?

Evet, yabancı sermayeli şirketler Türkiye'de taşınmaz edinebilirler. Bu husus, öncelikli olarak 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir. Yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye'de Türk Hukukuna göre kurulmuş tüzel kişiliğe sahip şirketler, Türk vatandaşları ve şirketleri gibi taşınmaz edinebilirler. Ancak, bu şirketlerin iştigal konusu ve ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet alanları ile uyumlu taşınmazları edinmeleri gerekmektedir. Ayrıca, askeri yasak bölgeler ve özel güvenlik bölgeleri gibi stratejik öneme sahip alanlarda edinim yasağı bu şirketler için de geçerlidir. Özellikle şirketlerin sermayesinin yabancı olması ve bu yolla kişisel edinim sınırlamalarının aşılmaya çalışılması durumunda, muvazaa hükümleri ve şirketler hukuku prensipleri Yargıtay tarafından detaylıca incelenmektedir.

3. Yabancıların tarım arazisi veya imar planı dışında kalan arazileri edinimi nasıl bir prosedüre tabidir?

Yabancı gerçek kişilerin tarım arazisi niteliğindeki veya imar planı dışında kalan arsa ve arazileri edinmesi mümkündür; ancak bu edinime sıkı şartlar getirilmiştir. 2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, bu tür taşınmazları edinen yabancıların, edinim tarihinden itibaren iki yıl içinde ilgili bakanlığın onayına sunulacak bir proje geliştirmesi ve bu projeyi süresi içinde gerçekleştirmesi zorunludur. Proje, taşınmazın tarım, sanayi veya turizm gibi belirlenen kullanım amacına uygun olmalıdır. Bu yükümlülüğe uyulmaması halinde, taşınmazın Hazine tarafından tasfiye edilmesi ve bedelinin yabancı malike ödenmesi gündeme gelir. Bu düzenleme, kaynakların verimli kullanımını ve planlı kalkınmayı desteklemeyi amaçlamaktadır.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK