EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Aile Hukuku 28.01.2026

Düğün Takıları (Ziynet Eşyaları) Boşanmada Kime Kalır?

Düğün Takıları (Ziynet Eşyaları) Boşanmada Kime Kalır? Hukuki Niteliği ve Yargıtay Uygulaması

Giriş: Ziynet Eşyalarının Hukuki Tanımı ve Mevzuattaki Yeri

Evlilik birliğinin temelini oluşturan nişan ve düğün merasimlerinde, taraflara ve yakınlarına takılan altın, pırlanta, mücevher gibi kıymetli eşyalar, hukuki literatürde ziynet eşyaları olarak adlandırılmaktadır. Bu eşyaların, evlilik birliği içerisinde edinilmiş diğer malvarlığı değerlerinden farklı bir hukuki niteliğe sahip olması, boşanma davalarında sıklıkla ihtilaf konusu olmasına neden olmaktadır. Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında mal rejimleri düzenlenmiş olup, ziynet eşyalarının hangi mal grubuna dahil olduğu, özellikle de edinilmiş mallara katılma rejimi bağlamında büyük önem arz etmektedir.

Ziynet Eşyalarının Hukuki Niteliği: Kişisel Mal Niteliği

Ziynet eşyaları, esasen evliliğin taraflarından birine yapılan bir nevi bağışlama niteliğindedir. Gerek yerleşik doktrin gerekse Yargıtay içtihatları uyarınca, bu eşyaların Türk Medeni Kanunu m. 220 kapsamında “kişisel mal” niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Kişisel mallar, mal rejiminin tasfiyesinde edinilmiş mallardan ayrı tutularak, ilgili eşin mülkiyetinde kalmaya devam eder. Ziynet eşyalarının, örf ve adet gereği, genellikle kadına özgülenmiş bir yapıda olması, bu kabulün temelini oluşturur. Bu durum, ziynet eşyalarının düğün merasiminde kim tarafından takıldığına bakılmaksızın, genellikle kadının kişisel malı sayılması sonucunu doğurmaktadır.

Doktrindeki baskın görüş, ziynet eşyalarının, evlilik birliğinin sürdürülmesi veya gelecekteki olası ihtiyaçlar için bir güvence niteliği taşıdığı ve bu sebeple de kadının şahsına özgülenmiş bir malvarlığı değeri olduğu yönündedir. Bu niteliği itibarıyla, edinilmiş mallara katılma rejiminin tabi olduğu mallardan farklı olarak, ziynet eşyaları katılma alacağı hesabına dahil edilmez.

Yargıtay Uygulaması: Yerleşik İçtihatlar ve İspat Yükü

Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları, düğünde takılan ziynet eşyalarının, yöresel adet ve örfe göre kime takılırsa takılsın, evliliğin devamı için kadına destek niteliğinde olduğu ve onun şahsi malı sayıldığı yönündedir. Bu ilke, erkek eş tarafından takılan ziynet eşyaları için de geçerlidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2004/2-280 E., 2004/278 K. sayılı kararında ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış birçok kararında da belirtildiği üzere: “Düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından ve kime takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya açık bir yerel âdet bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malı niteliğindedir. Bu eşyaların geri verilmemek üzere kadından alınıp sarf edildiğinin ispat yükü, onu elinde tutan kocaya aittir.”

Bu karineler çerçevesinde, boşanmada düğün takıları üzerindeki ihtilaflarda ispat yükü özel bir öneme sahiptir. Ziynet eşyalarının varlığını ve eşinden alındığını iddia eden kadın, öncelikle bu ziynetlerin varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Ziynet eşyalarının kadının rızası dışında veya zorla elinden alındığı hallerde ise, bu durumun ispatı tanık beyanları, fotoğraflar, videolar veya diğer delillerle mümkün olabilir. Ancak Yargıtay, kadından alınan ziynetlerin geri verilmemek üzere alındığı veya boşanma halinde iade edilmeyeceği yönünde erkek tarafından bir ispat yükü de aramaktadır. Genellikle ziynet eşyalarının evin müşterek ihtiyaçları için bozdurulduğu iddia edildiğinde, erkeğin bu harcamaların kadının rızası ve iade şartıyla yapıldığını ispat etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, ziynet eşyalarının kadına ait olduğu ve iade edilmesi gerektiği kabul edilir. **Türk Medeni Kanunu m. 222** uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Akademik Değerlendirme: Doktrindeki Görüşler ve İstisnai Haller

Doktrinde de Yargıtay'ın bu yaklaşımı büyük ölçüde kabul görmektedir. Ziynet eşyalarının kadının kişisel malı sayılması ilkesi, kadının ekonomik güvencesini sağlama ve evlilik birliğinin zayıfladığı durumlarda dahi belli bir malvarlığına sahip olmasını temin etme amacı taşımaktadır. Ancak, bazı istisnai durumlarda ziynet eşyalarının kişisel mal niteliği tartışmalı hale gelebilir. Örneğin, erkek tarafından takılan ve sadece erkeğin kullanımına özgülenmiş (kol saati, yüzük vb.) nitelikteki ziynet eşyaları, örf ve adete göre erkeğin kişisel malı olarak değerlendirilebilir. Yine de bu tür durumlar, genel kuralın istisnası olup, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle yöresel adetler ve takının niteliği (örneğin “horoz ibiği” olarak tabir edilen özel tasarım altınlar gibi), bu değerlendirmede belirleyici rol oynayabilmektedir.

Sonuç: Hukuki Değerlendirme

Özetle, evlilik birliğinin sona ermesi halinde düğün takıları yani ziynet eşyaları, Türk Medeni Kanunu hükümleri ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği, kural olarak kadının kişisel malı kabul edilmektedir. Bu durum, ziynet eşyalarının kim tarafından veya kime takıldığına bakılmaksızın geçerlidir. Kadının rızasıyla dahi ziynet eşyalarının müşterek ihtiyaçlar için harcandığı durumlarda, erkeğin bu harcamaların iade şartıyla yapıldığını ispat etmesi gerekmektedir. Aksi halde, ziynetlerin bedeli veya aynen iadesi gündeme gelecektir. Bu hukuki durum, kadının evlilik birliği içerisindeki ekonomik güvencesini sağlama amacı taşımaktadır ve boşanma davalarında yargılamanın temelini oluşturur.

Sıkça Sorulan Sorular

Düğün takılarının kadına ait olduğunun ispatı nasıl yapılır?

Düğün takılarının kadına ait olduğunun ispatı, öncelikle takının kadına özgü bir ziynet eşyası niteliğinde olmasıyla başlar. Bununla birlikte, takının varlığı ve kadında olmadığının ispatı için tanık beyanları (düğünde takılan takıları görenler), fotoğraf ve video kayıtları, bilirkişi incelemesi, banka hesap hareketleri (bozdurulmuşsa) gibi deliller kullanılabilir. Yargıtay, yerleşik içtihatlarında, kadının ziynet eşyalarının varlığını ve kendisinde olmadığını ispat etmesi durumunda, bu ziynetlerin kendisinden alınıp ortak ihtiyaçlara harcandığını iddia eden erkek eşin ise, ziynetlerin iade şartıyla alındığını veya kadının isteğiyle harcandığını ispat etmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Erkek tarafından takılan takılar da kadına mı aittir?

Evet, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, düğünde erkek tarafından geline takılan ziynet eşyaları da, aksi ispatlanmadıkça veya yerel adete göre farklı bir durum söz konusu olmadıkça, kadının kişisel malı olarak kabul edilir. Bu, ziynet eşyalarının, evlilik birliği süresince veya sonrasında kadının ekonomik güvencesi olarak değerlendirilmesi ilkesine dayanmaktadır.

Düğün takılarının ziynet eşyası niteliğinde olup olmadığı nasıl belirlenir?

Bir takının ziynet eşyası niteliğinde olup olmadığı, öncelikle o yörenin örf ve adetlerine göre belirlenir. Düğün veya nişan törenlerinde takılma geleneği olan altın bilezik, kolye, küpe, yüzük gibi takılar genellikle ziynet eşyası kabul edilir. Ancak, erkeklerin kullandığı türden saatler veya özel tasarım yüzükler gibi, sadece bir eşe ait olan ve diğer eşin kişisel kullanımına özgülenmemiş eşyalar, somut olayın özelliklerine göre ziynet eşyası kapsamından çıkarılabilir. Her somut olayda, takının cinsi, adeti, kullanılış amacı ve yöresel adetler dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK
Düğün Takıları (Ziynet Eşyaları) Boşanmada Kime Kalır? | EK Hukuk | Av. Emina KARABUDAK | EK Hukuk